Kısacık demoktari tarihimizde iyi kötü bazı genel, yerel seçim, referandum tecrübeleri yaşdık. Kimi seçimleri, “Cumhuriyet tarihinde dönün noktası” diye işaretlerken kimilerini ciddiye bile…
Not: Bu yazı, Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci’nin değerlendirme yazısıdır. Alışılmadık bir örnek olduğu için, Fetih 1453 çok rağbet uyandırdı….
Kaynak malzeme ve vesika açısından en bol dönemlerden olan yakın tarihimizde, bu malzeme bolluğunun aksine birçok karanlık nokta bulunuyor. Dayatılan…
Belge Vesika
Padişahın kendi el yazısı ile yazılmış emirlere ise Hatt-ı hümâyun denir. Uzun hatt-ı hümâyunlarda yazının paragraf aralarına taştığı da vâkidir. V. Murad ve IV. Mehmed gibi çocuk yaşta tahta çıkanların yazı kaligrafi ve imlâlarında çok kere bozukluk görülür. Hattatlıkları dolayısıyla III.Ahmed ve II. Mahmud’un hattları yazılan padişah yazıları içinde belki de en güzelleridir.
Eyüp Sultan meydanından Piyer loti tepesine çıkan arnavut kaldırımlı yolda, yokuş başından bir bel bükümü, bir soluk tüketimi uzakda; sağda: Bir mütekadin kitabesi! 1 küsür asırdır şehri İstanbul’u mest-i temaşa eden bu mezarın taşında :
Armanın eski Türkçe karşılığı ise ”ongun”dur. Farsça “nişan” ve Arapça “alâmet” de aynı anlama gelmektedir. Türklerde arma kullanmı yaygın bulunmamakla birlikte yerine tuğ, bayrak ve tuğra mevcuttur.
Osmanlı Padişahlarından tuğrayı ilk kullanan Orhan Gazi’dir. Başlangıçta oldukça sade olan tuğranın sanat değeri gittikçe yüksek seviyeye erişmiş, standart ve estetik bir seviyeye kavuşmuştur.adişahlardan başka vezir ve beylerbeylerinin de tuğraya benzer alametleri vardır ki bunlara “pençe” adı verilir.Pençe her ne kadar tuğraya benzese de tuğradan kolay ayırt edilir.